Sen Kimsin Fatih Altaylı?

SEN KİMSİN FATİH ALTAYLI? KİMSİN SEN?
 
Fatih Altaylı, sen o koltukta oturamazsın… Oturmamalısın… Oturtulmamalısın…
 
Gazetecilik yapamazsın… Yapmamalısın… Yaptırtılmamalısın… 

İnsanların yüzüne nasıl bakacaksın? Utanmayacak mısın? 

Sana nasıl bakmalarını bekliyorsun? Utanmıyor musun?
 
 
Bunları neden söylüyor ve hesap soruyorum biliyor musun?
 
Bir internet sitesinde yayımlanan ve herkesin dinlediği, sana isnad edilen suçlamalara konu olan ses kayıtlarından bahsediyorum. Seni de bu gelişmeler üzerine dün katıldığın, Cüneyt Özdemir’in 5N1K programında izledim. Bahsi geçen kayıtları inkar etmediğini ama aynen Abdullah Öcalan’ın yaptığı gibi kes-yapıştır şeklinde bir komplo diyerek sıyırtmaya çalıştığını da gözlerimle gördüm. Ama sesini iyi dinledim o kayıtlarda!
  
Senden hesap soruyorum, çünkü;
 
  • ‘Anket şirketiyle görüşelim de BDP’ yi 2 puan yüksek göstersin, biraz kararsızlardan aktarırım biraz MHP’den aktarırım’ gibi laflarla açığa çıkan anket dolandırıcılığı ve bunun medya işbirliğinden değil. Bu konuyu seninle kavga etsin diye MHP, BDP ve diğer ilgili muhataplara bırakıyorum.
  • Baskı altında, yalan-yanlış gazetecilik yaptığın, mesleğinin ve makamının olanaklarını kamuoyunu yanlış yönlendirecek ve bilgilendirecek, bilinçli olarak bilgi kirliliği yaratacak ve gerçekleri karartacak, halkı yanıltacak, dolandıracak tarzda kullandığın için de değil… Sağlık haberi ile ilgili gazetecilik yaptıkları için işlerinden olan meslekdaşlarının işten atılmaları ve buna göz yummanla ilgili de değil… Bu konuları da Gazeteciler Cemiyeti’ne, Basın Konseyi’ne, ilgili Basın Kuruluşlarına ve genel kamu vicdanına bırakıyorum.
  • Şimdi geliyorum kendi meseleme… Bunun hesabını çatır çatır sorarım. Aslında bu halkın bir parçası olarak diğer yaptığın işler de beni ilgilendirmekle birlikte biliyorum ki bahsettiğim konuların tarafları seni bu konularda terletecekler…
Ama ben bir hekim olarak şimdi bahsedeceğim konunun direkt olarak muhatabıyım. Bu hesabı sorma hakkını da kimseye bırakmam.
 
3 yaşında 3,5 kiloluk hasta çocuğun annesinin evladına çare arayışlarıyla ilgili olarak gazetende yapılan haber sonrası Başbakan’dan fırça yiyorsun. Fırçayı yedikten sonra, Sağlık Bakanlığı adına, fırça yediğin habere mazeret hazırlıyorsun. Diyorsun ki ‘Bakanlık diyecek ki; bize ulaşmış bilgi yok. Olsaydı gereken her şeyi yapardık. Oradaki hekimin hatası falan filan ya da hastanenin hatası diyecek.’
 
Sen kimsin yahu? Sen Sağlık Bakanlığı’nın hukuk veya basın danışmanı mısın? Öyle de olsan bir hekim veya hastaneyi yalanla karalayarak Bakanlığı aklamaya çalışmak senin haddine mi? Kimin haddine?
 
Sağlık işi ‘gönül’ olmadan ‘gönüllü’ olmadan yapılamaz Fatih Efendi! Senin vücudundan çıkartırken bile midenin bulandığı, içinin kalktığı vücut atıklarınladır bizim işimiz 24 saat. Mesai, fazla mesai diye bir kavramımız yoktur bizim. Öğlen yemek tatilimiz de yoktur. Asistan’dan Profesöre nöbetlerimizde gazete kağıdı örtülü masalarda kahvaltı eder, öyle gireriz ameliyatlara. Üzerine yatan herkesin omurgasına göre şekil alan kanepelerde uyuruz.
 
Bu hükûmet Gezi Parkı Sağlıkçılarına veya gelecekteki Gezi Parkı Sağlıkçılarına engel olmak için hastalarımızla aramıza bir ‘torba yasa’ koydu ama biliyor musun ki biz o yasayı çiğneyeceğiz ve nerede ve ne koşulda olursa olsun ‘önce insan’ olduğumuzu unutmadan herkesin yardımına koşacağız.İktidara geldikleri ilk günden itibaren uygulamaya koydukları ‘sağlıkta dönüşüm projesi’ ucubesiyle kim nereye döndü bilmiyoruz ama biz bilmem kaç bin doktor, hemşire, sağlık memuru ve yardımcı personel, mutsuzuz. Bu hükûmete oy vermiş olan sağlıkçılar bile mutsuz biliyor musun? Evet, biz mutsuzuz ama parasızlıktan değil onu da biliyor musun! Biz karnımızı her şekilde doyurur ve yetinmeyi biliriz. Elbette bizim de hainimiz, mesleğine ihanet edenimiz vardır, zira biz de insanız. Ama biliyor musun ki dünya üzerinde her yerde içinden en az ahlaksızın çıktığı meslek grubu da biziz. Biz, bizim binde birimiz etmeyecek adamlarca halkımızın gözünde itibarsızlaştırılmış olmaktan ötürü mutsuzuz. Halkın gözünde Başbakan ve havarileri tarafından zaten yeterince hedef gösterildik. Sana ne oluyor?
 
Dr. Göksel Kalaycı (2005-İstanbul)… 

Dr. Ali Menekşe (2008-Giresun)…

Dr. Ersin Arslan (2012-Gaziantep)…
 
Bunlar kim biliyor musun? Manyak hasta yakınları tarafından katledilen meslekdaşlarım bunlar. İsmini yazamadıklarımdan, aklıma gelmeyenlerden de mahşerî özür diliyorum çünkü bir çırpıda aklıma geliveren isimler bunlar…
 
Darp edilen, yaralanan, dövülenleri, öldürül(e)meyen ama şiddete uğrayan sağlıkçıları da hiç unutmuyorum. Hamile haliyle karnına tekme yiyen hemşiremi unutmuyorum…
 
Sen kimsin ki Sağlık Bakanlığı’nın hamiliğine soyunup hekim ve hastaneyi kusurlu göstermeye kalkıyorsun.
 
Biliyor musun Fatih Efendi! Yarın öbür gün hastalansan sana gene biz bakarız. Korkma, iyi bakarız üstelik. Bizim yeminimiz her türlü, din, milliyet ve aidiyetin ötesindedir ve bizim mesleğimiz başka türlü de yapılamaz çünkü…
 
Tayfun Budak, 10 Şubat 2014

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>